ÜLKELER

Avronun zoraki kraliçesi Merkel

AB’nin kurucu üyesi olan Almanya, halen dünyanın dördüncü, AB’nin ise en büyük ekonomisi konumunda yer alıyor. Gerhard Schröder döneminde gerçekleştirilen reformlar 2006-2007 yıllarındaki büyüme artışında etkili olurken, Avro Alanı’nda mali kriz ve bunun Almanya’ya getirdiği yükün yanı sıra Almanya’nın ihracat yaptığı ülkelerde büyümenin düşmesi, Almanya’yı derinden etkiledi. Ancak Almanya, 2008–2009 yıllarında yaşanan durgunluk döneminden çabuk çıktı: 2009’da kaydedilen yüzde 5,1’lik küçülmeden sonra hızla toparlanarak, 2010’da yüzde 4,2 ve 2011’de yüzde 3 büyüdü. Bu gelişmede, hükümetin uygulamaya koyduğu büyüme odaklı istikrar programı etkili oldu. 2012’de ise GSYİH büyümesi yüzde 0,7’ye indi. Ülkenin kaydettiği dış ticaret fazlası ekonomisinin güçlü olmasında etkili oldu. Ancak AB’nin en büyük ekonomisi Almanya 2013’te hız kesti. Sanayide siparişlerin ve firmaların beklentilerinin azalması büyüme artışını olumsuz yönde etkiliyor. 2013’te yüzde 0,4 ile düşük seviyede gerçekleşen büyümenin 2014’te yüzde 1,3 düzeyine yükselmesi bekleniyor.  Birçok Avro Alanı ekonomisinde görülen yavaşlama ve küresel talepteki azalma Alman ekonomisini de etkiledi. Bununla birlikte, ülkenin güçlü işgücü piyasası, olumlu finansman koşulları ve dış piyasalardaki koşulların da görece iyileşmesi sonucunda 2015’te büyümenin hız kazanması bekleniyor.

2008–2009 yıllarında yaşanan durgunluk döneminde, hükümet tarafından desteklenen çalışma saatlerinin azaltılması planı sayesinde, işsizlikte yüksek oranda artış yaşanmadı. 2009’da yüzde 7,8’e yükselen işsizlik oranı 2012’de yüzde 5,5’e geriledi. 2012 yılında, genç işsizlik oranının yüzde 6,1’e inmesiyle Almanya, AB ülkeleri arasında genç işsizliğinin en düşük olduğu ülke konumuna geldi. Bu durum Almanya’yı, AB genelinde, özellikle gençler için cazip bir iş gücü piyasası haline getiriyor.

2008 ve 2009 yıllarında başlatılan destek ve istikrar çalışmalarının yanı sıra Angela Merkel tarafından getirilen vergi indirimleri sayesinde Almanya’nın bütçe açığının GSYİH’ye oranı, 2010’da yüzde 4,1’den 2011’de binde 8’e indi. 2009 yılı itibarıyla aşırı bütçe açığı prosedürü kapsamında değerlendirilmeye başlanan Almanya’nın, bunu 2013’e kadar azaltması ve 2016’ya kadar bütçesini dengelemesi öngörülüyordu. 2012’de, kamu borcunun GSYİH’ye oranının bir önceki yıla göre 1,5 puan artarak yüzde 81,9’a yükseldiği ülkede, 2012 bütçesi için kemer sıkma önlemi öngörülmezken, kamu açığının büyümeyle azaltılması planlandı. Nitekim 2012 yılında bütçe fazlası kaydeden Almanya’nın bütçe açığının GSYİH’ye oranı, yüzde 3’lük referans değerin altına çekildi ve hakkında açılan aşırı açık prosedürünün Haziran 2012’de kapatılmasına karar verildi. Almanya’nın, bütçe fazlasının GSYİH’ye oranının 2013’te yüzde 0,1’den, 2014’te yüzde 0,2’ye yükselmesi bekleniyor.

Almanya, AB çapında krizle mücadele kararlarının alınmasında ve yeni düzenlemelerin getirilmesinde Fransa’yla birlikte lider rol üstlendi. Bu süreçte, özellikle Yunanistan’a verilen yardımların önemli bir payının Almanya tarafından sağlandığı unutulmamalıdır. Ancak bu yardımların sağlanması sonucunda, Angela Merkel, iktidardaki koalisyon ortaklarından ve Alman kamuoyundan tepkiler aldı. Bu kapsamda, Yunanistan’a adalarını ya da Antik dönem tapınağı ve Yunanistan’ın başkenti Atina’nın simgelerinden Akropolis’i satıp borçlarını ödemesi bile önerildi. Tüm bu tepkilere rağmen Alman hükümeti, Yunanistan’ın giderek kötüleşen mali durumu ve Avro Alanı’ndan çıkacağı yönündeki endişeler karşısında AB’nin birlik içinde olma iradesini ortaya koyarak, Yunanistan’ı bu süreçte destekledi. Diğer yandan, Merkel’in AB’de mali destek alan ülkelerin kemer sıkma önlemlerini uygulaması için yoğun baskıda bulunması da, özellikle Yunanistan kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.

Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, Fransa’yla birlikte Almanya, AB’nin durgun ekonomisine hız vermek ve azalan rekabet gücünü artırmak için birçok önemli girişimde bulundu. Kriz sürecinde, Birliğin lokomotif ülkeleri olan Almanya ile Fransa, AB’nin ekonomik yönetişiminin güçlendirilmesi için bir yol haritası hazırladı. Ayrıca, Almanya ve Fransa’nın liderliğinde, AB’de Avrupa bankalarının sermayelerinin ve Birliğin rekabet gücünün artırılması yönünde önemli anlaşmalara imza atıldı.

13 Mart 2016 tarihinde Almanya’da Baden-Württemberg, Renanya-Palatina ve Saksonya-Anhalt eyaletlerinde gerçekleştirilen yerel seçimlerin sonuçları göçmen karşıtı tavrıyla bilinen AfD Partisinin (Alternative für Deutschland) hızlı yükselişini gösteriyor. Seçim sonuçları AfD’nin her üç eyalet meclisine girmeye başardığını gösteriyor.

12 Şubat 2017 tarihinde Almanya’da Federal Seçiciler Kurulu’nun bin 260 üyesi Almanya Federal Cumhuriyeti’nin yeni cumhurbaşkanını seçti. İktidar partileri olan Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ortak adayı ve eski Dışişleri Bakanı olan Frank-Walter Steinmeier bin 260 üyeden 931’nin oyunu alarak Almanya Federal Cumhuriyeti’nin 12’nci cumhurbaşkanı seçildi. 61 yaşındaki sosyal demokrat Frank-Walter Steinmeier, Merkel hükümetinde dışişleri bakanı olarak görev yapıyordu. 

Ülkenin temel ekonomik göstergelerine buradan ulaşılabilir.